14 Kasım 2021 Pazar

Örselenmiş Eskimiş Çaresiz Bir Öfkenin Çıkışı














Yok pahasına satılmış bir çocukluğun
Tortuları, tortuların üzerine çekilen sıvayı
Pürüz cumhuriyeti üzerine atılan boyayı
Yine de hep birlikte neşeyle okunan trajikomik hayatlarımızın marşlarını
Beceriksizce yontulmuş vücudumuzun çığlığa ihtiyacıyla.

Koparılan ham meyvaların
Toprağa değmeyen çocukları
Siyahında yeşille mavinin debelendiği
Mavi ve yeşiline karabasanları çizmeye kıyamadığım resmin
Olmadığından değil bir kez olsun huzur bulsun diye
Yok, yok, yok 
Kasvet davetsiz ve arsız misafir.

Sakat sevinçler, çolak neşeler
Sarsak üzüntüler, ergen öfkeler
Aniden elimizde tuz buz olan bardak gibi
Avucumuzda kalan sapıyla öyle şaşkın
Elimizde patlayan hayata 
Kaç bahar temizliği gerekir?
Hem nasıl nasıl nasıl nasıl nasıl?!

Hangi çiviyi bulup da sökelim ötekini
Hem hangi birini?
Nasıl güdelim deveyi?
Burada otlağı nerede bulabilirim ki?

Bilmiyorum tanrı çocukluk buhranını aşabilecek mi?

13 Kasım 2021 Cumartesi

Ve ağır ağır bir boşluğun içine
Akar gibi, erir gibi
Gözlerinin ardında koca bir boşluk
Dolmuyor çürüyünceye kadar.




15 Eylül 2021 Çarşamba

İşçi Manifestosu mu denir?

 "Yazıyor! Yazıyor!" diye bağırmıyor çocuklar,
Yazmıyor çünkü.
Yazmıyor sınırlarda ölmeyi,
Yazmıyor tüyü bitmemiş yetimden çalınanları,
Yazmıyor işsizlikleri,
Yazmıyor hor görülmeleri,
Yazmıyor el etek öptürenleri, öpenleri,
Yazmıyor iyi niyetle yola çıkıp umutları harap edilenleri,

Sınırlarda ölenleri unutmak kolaydır, sınıra gitmeyenler için
Ve bazı sınırlardan çok korkarken bazı sınırları çok zorlarlar.
Çalıp çırpmaksa yemek içmek gibi hak olmuş güç elinde olana
Gücü gücüne üstünse hazırdır etini çiğnemeye.
Hayalsiz yaşanmıyor, yaşanamaz da,
O yüzden alın teri döker insan.
Doğru yoldan gidenin vay haline
Açık kapı bulana kadar gençliği aşınmada.
Bin yıllık hikayede değiştirilemeyen kısım
Üstüncülük oyunlarını oynamayı çok sever
Yoksunlar.
Bilinç yoksunları, şeref yoksunları, gurursuzlar.
Kendini düşürür de seni de yakalar paçandan!
Düşme onunla oraya, düşsen de onun eline sarılma.
Parçalamayı bil o eli, kır ya da.
Umudunu bırakma.
Onu sana onlar vermedi kendinden doğurdun. Senden daha fazlasını almalarına göz yumma.

Dedim ya yazmıyor.
Haftada üç gün gazete diziyorum, bakıyorum "bugün yazmış mı?" diye yazmıyor.
Yazmaz anam.
Çünkü cilalanması lazım avm zeminlerinin
Çünkü camları silinmeli gökdelenlerin
Çünkü temelleri atılmalı heslerin
Çünkü çünkü çünkü
Çünkü sen de biliyorsun ki kimse yazamaz artık çağın yükünü. 
Artık sadece yalanlar yazar büyük puntolarla
Yalanlar yaşanır şovlarla
Yalanlar yüzünden olmadık bir hâle gelir yedi sülalemiz
Yalanlarla talan edilmedik mi cümlemiz?
Gerçi
O kadar da kızmayalım yalancıya
İnananın hiç mi suçu yok?


19 Temmuz 2021 Pazartesi

Hayat Şiiri

Cihân diyelim
Devir daim içinde
Neceyiz?
Hakikâtleri çoktur
İçimizdeki coşkun rüzgârlar
Terk ediyorlar.
Kayıp insanlar
Kendimizin katiliyiz.
Vermez misin baklanı
Sulh vaktidir.
Sularında yıldız yok
Güneşi teninde ağırlayamıyorsun
Sevmedikçe bodurlaşır kalp.
İhanettir, mertliğe sığmaz.
Ferman mı, nutuk mu diye düşünme
İsyandır bizimkisi.
Çiçeklerimiz açsa da şenlensek
Kaçmadan, kıvırmadan.
Pencere kenarına sıçrar kedi
Yavru diye acır mı parmaklıklar?
Kaç hamlede öğrenir sarman canın acıtmamayı?
Yerin dar insan
Dağlara varsan da baksan halin necedir?
İncinmeden incinmemeyi öğrenmek kabil midir?
Mert dayanır namert kaçar demiş Köroğlu
Hayattan kaçılır mı?
Kaçarak yaşanır mı?
Yakanı yıldızlarla çiçekle
Gölgesinde soluklanabilirsen bir ağacın
Bil ki kökü iyice derinlerde

Derine varasın varsa
Toprağı boğma
Mecazını da gerçeğini de
Yüreğimize çöker.
Sağ salim güreşsek bu günlerle
Hemen herkes inandığını söylüyor
Denir ki: "Düşünenler için bunda pek çok ibretler vardır." 
Senin kökünün üzerindeki beton ne? 
Kaçamayan, savaşamayan, sıkışmış bir insan
Düşmanla bir olmuş da kendine karşı
Yanlış hesabın Bağdat'tan döneceğine
Bağlıyorum ümitlerimi
Düğümler atıyorum niyetlerime
Kalbim sancıyorsa da
Sardunyalara su vereceğim
Kediler için dua edeceğim.

13 Haziran 2021 Pazar

Sesler

Göğsünün ortasından
Hançerene doğru akınla
Tutkuyla bir kördüğüme takılan
Sessizlikte kaybolan çığlıkların.
Boylar verip de kıyıları döven dalgalardan
Tarumara.
Çarşaf gibi olacak yarın,
Dünyanın bilinen günlerinden vakidir
Tekerrür eder.
Fırtınalardan sonra sükuta erer.
Ama dipler farklıdır artık.
Ha deyince kalkmayan taşlar nerelerden kıyılara gelmiştir?
Bak kıyılarında ne var, açıklarında ne var?
Taşın ardının yarasında düşün.
Fırtınalar bitmeyecek. 
Issızlığından korkuyorsan da küsme.
Denize girmek tek taraflı değildir,
Deniz bulaşır insana.
Hem uzak dursan da aldığın nefes denizdendir.
Dalgalar gece yatağında da bulur insanı.
İşte o zaman yüzmek değil de su üstünde durmak iyidir. 
Fırtına çıktığında kudurup çırpınmaktansa durmak evlaymış.
Bildim.
Bildireyim de aciz sözüm belki bir ışık yakar.
İnsan ismiyle müsemma olduğu kadar acziyle de bilinsin. 
Geldik, gideceğiz. 
"Gök kubbede hoş bir sada" eşiğinde duralım. 
Kolaylaştıralım, zorlaştırmayalım.
Vaat verilmiş: "İnanıyorsanız üstün olan sizsiniz."

2 Mayıs 2021 Pazar

İsyanlar ne zaman indirime girecek?

Neyin peşindedir yaratılan,
Hangi günahı işlemiştir dünyaya sürülen,
Neyden azat edilmiştir göğe yükselen?

Adem, İsa ve Romeo arasındaki bağ neydi?
Bu zamanın çarkında ufalanan buğday taneleriyiz
Adeta,
Keyif vermeyen bir lunapark gibi yaşamak bazen
Hayır isyan ya da melankoli değil
Kaosta yaşamanın farkındalığı
Obsesif insanlar için zor
Bir yerini düzeltsen öbür taraf dağılıyor
İndirim zamanı mağazalar gibi hayatlarımız.

Hissetmeye vakit yok, düşünmeye vakit yok,
Yolumuzu bulmaya vakit yok,
Sadece çarkı döndürmek gerek.
Çark kırık, çark bozuk,
Çomakları saklamışlar.
Onlar evet, 
Asalaklarımız.
Hatırlatmak isterim:
Asalak, "bir canlıda sürekli veya geçici olarak yaşayan
Ve ona zarar veren başka bir canlı" demek.
Ve elde ettikleriyle mutlu olabileceklerini sanıyorlar.
Emeğimizin sonucu bizi mutlu etmiyorken 
Asalaklar evleri ve arabalarıyla, tatillerinde, partilerinde
Mutlu olabileceklerini...
Çalıntı mutlulukları sorgula
Adem yasaklananı çalmıştı
Bedelini cennetsizlikle ödedi.
İsa'dan hayatı çalındı
İspiyoncusu Yehuda öldürüldü
Romeo'nun ahı tüm kalpsizlerin üzerinedir.

Gelelim bize, adı hatırlanmayacaklara,
Bunu bizim için yazıyorum, emeğine kör kalınanlara
Kardeşlerim bu dünyada birbirimizden ve arzularımızdan uzağa düştük
Bu yüzden vazgeçemeyiz
İsyan, isyan, isyan!
Bize isyan lazım.
Şimdiye kadar nasıl düzeltip güzelleştirdiysek,
Bu işlevsiz düzeni sirkeleyip olması gereken hale getirmeliyiz.
Günden nasibimize düşeni almalıyız,
Güneşten payımızı alıp tebessümlerimizi büyütmeliyiz,
Toprağa daha çok dokunmalı ve bir avuç alıp
Asalaklarımızın gözüne atmalıyız.

Juliet, gece mutlu sonla bitmedi.
Hayatlarımız mutluluktan nasibini alamıyor bazen.
Ama sen denemiştin, kendi mutluluğun için çabalamıştın.
Dünyaya emek veren ve sömürülen herkes,
Daha iyisini istiyorsak bu çabamıza bağlı.
Kaçamayız çünkü bu bir aşk hikayesi değil.
Meydanda ne istiyorsunuz?

23 Şubat 2021 Salı

usta frenler kurbağa

hayatın frenlerinin tutmadığını
düz yollarda anlayamadım
şimdi bir yokuştan aşağı iniyorum
akşam beni minarenin tepesinde mi karşılar
yoksa bir kere daha sıçrayabilir miyim?

ayıran kendini ayırır denmiş.
ama ben ayırmamıştım kendimi
ayıklanıncaya kadar.
dans edemiyor şiirim
pabuçlarını evde unutmuş, 
gözüne toz kaçmış,
elektrikler kesilmiş.

korkuyorum,
baş etmesi zor.
korkmamak için acele ediyorum
acele, korktuklarımı toparlayıp eteklerime bırakıyor.
bulduğumu unutup yeniden aramaya başlıyorum
kaybolunca da mızıkçılık edip murdar diyorum bulduğuma
kırıklarına bakıyorum hayallerimin
aynı zaman düzleminde
başka kırıklar da vardı
cümle tekillikte.
müzik bitiyor ve ben hâlâ dansa kaldırılmadım
kabahati yine size bıraktım
eşleşmemek için zemine değen bakışlarımın hiç suçu yok.

büyük kıyafetler içinde çocuk kalmak yaşlanmak
hâlâ avutulmak istiyorum.
kararlar kovalıyor beni.
gereğini düşünemiyorum.
düşündüklerim zora sokuyor,
kanaatlerimin beli bükük.

yolculuklardan da ürkmeye başladım
çünkü kimse benimle göçmen kuşların dönüşünü izlemek istemedi.
boşlukla eşleşip dans edeceğim.
böylece dengede kaldığımda bu benim zaferim olacak.

bahar geldi, cemreler düşüyor ardı ardına.
çamurlu karlar var depoların kenarında.
izmaritle kuşatılmış.
bir izmarite kardan mezar bile yaptı arkadaşım.

yolun solundaki mimozalar artık yok
soldaki mimoza çiçeklendiğinde kar yağdı
kar yağdığında ben de çiçek açmıştım. 
yolun sonu yok, yönü de.

kendimden kaçmaya başlamışım
sinsice inkarlara giriyorum
korkularım ülkemle birleşip yakama yapışıyor.
muhteşem koalisyon.
kozaya girmekten korkuyorum.
korkmamak için kaçmak istemiyorum
sırf korkumu ezmek için kendimi korkunun kucağına atmak istemiyorum.
şartlar tekinsizsiniz.

sevecenliği kalmadı.
tadımız yok.
sular durgun, kıyıyı dövmüyor dalgalar.

aslında hiç liman aramamışım
ya da bulmak istememişim
serseri bir yaprak gibi uçuşmak varmış gönlümde
heyhat uçmakla mukayyet değiliz.
en olmadık yere kök salınca kaçmak için delirsen de
zor oluyormuş gitmek
büyümek böyle bir şey mi?
söylemeyin
çünkü yalan söyleyeceğiniz konusunda endişeliyim.
büyümeyi birçoğumuz bilemeyeceğiz muhtemelen
büyüyecek kadar yaşayamıyor ve düşünemiyoruz zannımca

bahar gelecek yer bulamıyor gençliğim gibi
nerdesiniz? bir kahve pişirseydim
dilemmalarımız da eşlik ederdi.