ve evet nasıl da dökülüyor
virane bir evin
yıpranmış sıvası gibi bedenim, ellerine
papatyaya boğulmak,
boğulan papatyalarla, boğulmak
öldürerek dem almak mutluluğa
kıskandığımdan mı?
benliğimin eşiğinin ötesini
böyle boğmak kurtarır mı beni?
hayır ben senin diriliğinde hayat bulmayı tercih ederim.
10 Ekim 2016 Pazartesi
6 Ekim 2016 Perşembe
dokunma bu bir cinnettir!
dikenli tarlalarda
semerinden boşanmış at misali
koşturup yara bere içinde kalmalıyım
çünkü sen benim çölümün yağmuru değilsin
çünkü çoktan bitmiş bir hayat bu
ve yaralarımız üflemekle sızısı
azalacak gibi değil.
semerinden boşanmış at misali
koşturup yara bere içinde kalmalıyım
çünkü sen benim çölümün yağmuru değilsin
çünkü çoktan bitmiş bir hayat bu
ve yaralarımız üflemekle sızısı
azalacak gibi değil.
9 Eylül 2016 Cuma
neden ulur uzaklarda?
şiirler dinleyerek
şiir yazsam sana
gece, içimde kanarken
bir köpek ulurken uzakta
yapraklar hışırdayarak
hırpalarken kendini
sen neredesin?
bir yıldız gibi titrek
ürperen ama inadına parlayan
semaya mıhlı
hangimiz gök
hangimiz o gökte ışıltılı?
söyle neredesin?
uzaklar affeder mi?
bu deliliği
ne kolay vazgeçilir
bazı reddiyeler çok yersiz
ama söyle neredesin?
şiir yazsam sana
gece, içimde kanarken
bir köpek ulurken uzakta
yapraklar hışırdayarak
hırpalarken kendini
sen neredesin?
bir yıldız gibi titrek
ürperen ama inadına parlayan
semaya mıhlı
hangimiz gök
hangimiz o gökte ışıltılı?
söyle neredesin?
uzaklar affeder mi?
bu deliliği
ne kolay vazgeçilir
bazı reddiyeler çok yersiz
ama söyle neredesin?
24 Ağustos 2016 Çarşamba
her telde ayrı gam
dokundukça acıması bundan
rüzgarla sarsılan bir filiz kisvesinde
başı güneşe uzanmış
yeniden yürüyebilmenin neşesi
şükür ki spartalı değil
birçok kez aynı yerden kesilmiş
kanamamaya başlamış yaralar
öldürmeyen
ve sonra ani bir değişim
tatlı bir meltemle uçuşan etekler
senin yanağından makas alan rüzgar
benim semtime uğramaz ki
ille de bir gitmek türküsü
masanın bacağına bağlayamazsın artık beni
onca sabahlamaya rağmen izlenmeyen
gün doğumları
bunları bir bir telafi etmeli
dengeyi kuramıyorum
dokundukça acıması bundan
rüzgarla sarsılan bir filiz kisvesinde
başı güneşe uzanmış
yeniden yürüyebilmenin neşesi
şükür ki spartalı değil
birçok kez aynı yerden kesilmiş
kanamamaya başlamış yaralar
öldürmeyen
ve sonra ani bir değişim
tatlı bir meltemle uçuşan etekler
senin yanağından makas alan rüzgar
benim semtime uğramaz ki
ille de bir gitmek türküsü
masanın bacağına bağlayamazsın artık beni
onca sabahlamaya rağmen izlenmeyen
gün doğumları
bunları bir bir telafi etmeli
dengeyi kuramıyorum
6 Ağustos 2016 Cumartesi
26 Temmuz 2016 Salı
sana başlık bile yok
ben yine en güzel sığınağımdayım
senin bir türlü gidemediğin.
artık seni sevmekte zorlanıyorum
bıçak yaralarını iyileştirmek kolay değil
ve sen hiç yardımcı olmuyorsun.
kötü şeylerin öğretmeni
sevememek o kadar da kötü değil ama değil mi?
çorak topraklar gibiydin hep
bereketsiz, kısır
güzellikleri ve sevgiyi solduran
bana sevmeyi kimse öğretmedi
bilmiyorsan beceriksizliğinden.
öyle uzak, soğuk
neden?
hastalıklı, öfkeli olmayı biliyorsun
kim öğretti?
hayal kırıklığını biliyorsun
hayali peki?
hiçbir şey bildiğin yok
bana kalırsa israfsın.
utancım olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?
senin bir türlü gidemediğin.
artık seni sevmekte zorlanıyorum
bıçak yaralarını iyileştirmek kolay değil
ve sen hiç yardımcı olmuyorsun.
kötü şeylerin öğretmeni
sevememek o kadar da kötü değil ama değil mi?
çorak topraklar gibiydin hep
bereketsiz, kısır
güzellikleri ve sevgiyi solduran
bana sevmeyi kimse öğretmedi
bilmiyorsan beceriksizliğinden.
öyle uzak, soğuk
neden?
hastalıklı, öfkeli olmayı biliyorsun
kim öğretti?
hayal kırıklığını biliyorsun
hayali peki?
hiçbir şey bildiğin yok
bana kalırsa israfsın.
utancım olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)