kamburum, sen benim...
içe çökmediğine şükürler göğsümün
dikliğimi içten yitirten
sırtımızda kırılan sopalar
göğsümüzde kırılan sopalar
kollarımızda kırılan sopalar
bacaklarımızda kırılan sopalar
utancıydık biz dünyanın.
bedenlerimiz, çok sevdiğimiz bedenlerimiz,
dünyanın utancıydı.
ben kendimden utanmadığımı sanıyordum
yürüyüşüm çalınmış.
birçok şey gibi.
bedenlerimiz
çok darda
sopalar değil sadece
sevgisiz, dokunmasını istemediğimiz
izler
izlere reddiye
gerçeğe reddiye
ağlama krizilerimize reddiye
çaresizliğimize reddiye
sökülen umutlarımı tekrar dikiyorum
kendimi yamıyorum
kendimi yamadığımda çirkin gözükmüyorum
kendimi yamadığım sanıldığında
kendimi yamadığımı sandığımda nakşediyormuşum
dik durduğumu sandığımda yanıldığım
güçlülük oyunu oynarken yanıldığım
zayıflıklarımla dikleştiğim ve
güçlendiğim.
öfke
çaresizlik ve söylenemeyenler
biz hep kafalarımızda konuşuyoruz
öylece çözmeye çalışıyoruz
anlatıyoruz, diyoruz ki baba,
diyoruz ki anne,
diyoruz ki abi!
hep kafamızda.
babalarımıza söyleyemiyoruz
söylememize gerek kalmasın istiyoruz.
hiç istemezdik
kafamızda kavga edip
kafamızda çözüp
ama gerçekte
etimizi koparandır.
sopalar, sinir krizleri, parçalanan
çiğnenen etim.
ben isa değilim
zaten isa ekmek için bu benim etimdir demişti
ama siz, benim etimi, neden ekmek bellediniz?
bu kör ifade çabası
şiire hakaret bu çaba
buna rağmen kusmak için yazma
çaresizlikten.
12 Ağustos 2018 Pazar
11 Ağustos 2018 Cumartesi
25 Temmuz 2018 Çarşamba
temmuz yağmurları
gözyaşını arayıp buldu parmak uçlarıyla
sildi.
yağmurları yüklenip aylarca bekledi
yağmur yağarken yapraklar bekledi
yaprak ağırlaştı dal eğildi.
yüzü öyle ıslandı.
parmak uçları tuzlu bir acı.
temmuz olay mahallini temizliyor.
sildi.
yağmurları yüklenip aylarca bekledi
yağmur yağarken yapraklar bekledi
yaprak ağırlaştı dal eğildi.
yüzü öyle ıslandı.
parmak uçları tuzlu bir acı.
temmuz olay mahallini temizliyor.
11 Temmuz 2018 Çarşamba
yağmur gelirken
seni bir serçe
bir çiçek
bir ağaç sananlar
şüphesiz yanılmıştır.
kırılmıştın güzelim
her şey kırılır.
ama nasıl iyileştiğini
iyileştiğinde ne olduğunu biliyorlar mı?
bugün biraz cennete yürüdün
seni gördüm.
melekleşiyordun yürürken
bakmadın insanların yüzüne.
turuncu, lila, bulutların arasından sızan
veda ışıkları.
gün batımları senin neyin olur güzelim?
saçların gecenin parıltılı çiçeği.
yağmuru beklemedin,
o da gördü seni
bilirsin ki sevmez kaçışları
hazırlıksız yakalanacaksın.
yağmur!
bize ferahlık getir!
evet eski
bir çiçek
bir ağaç sananlar
şüphesiz yanılmıştır.
kırılmıştın güzelim
her şey kırılır.
ama nasıl iyileştiğini
iyileştiğinde ne olduğunu biliyorlar mı?
bugün biraz cennete yürüdün
seni gördüm.
melekleşiyordun yürürken
bakmadın insanların yüzüne.
turuncu, lila, bulutların arasından sızan
veda ışıkları.
gün batımları senin neyin olur güzelim?
saçların gecenin parıltılı çiçeği.
yağmuru beklemedin,
o da gördü seni
bilirsin ki sevmez kaçışları
hazırlıksız yakalanacaksın.
yağmur!
bize ferahlık getir!
evet eski
14 Haziran 2018 Perşembe
bir hayal
bir yerde
cıvıltının içerisinde
apaydınlık bir odada
pencereden yanımıza uzanan
ağaçlara, tepelere,
ırmağa ve sapsarı güneşe.
masamda dans eden ışığa,
ciğerlerime dolan kokuna.
kuş kafesteyken,
kafes gerçekten olduğu şey miydi?
cıvıltının içerisinde
apaydınlık bir odada
pencereden yanımıza uzanan
ağaçlara, tepelere,
ırmağa ve sapsarı güneşe.
masamda dans eden ışığa,
ciğerlerime dolan kokuna.
kuş kafesteyken,
kafes gerçekten olduğu şey miydi?
13 Mayıs 2018 Pazar
Kaydol:
Yorumlar (Atom)