12 Ağustos 2018 Pazar

patates maskesi

kamburum, sen benim...
içe çökmediğine şükürler göğsümün
dikliğimi içten yitirten
sırtımızda kırılan sopalar
göğsümüzde kırılan sopalar
kollarımızda kırılan sopalar
bacaklarımızda kırılan sopalar
utancıydık biz dünyanın.
bedenlerimiz, çok sevdiğimiz bedenlerimiz,
dünyanın utancıydı.
ben kendimden utanmadığımı sanıyordum
yürüyüşüm çalınmış.
birçok şey gibi.

bedenlerimiz
çok darda
sopalar değil sadece
sevgisiz, dokunmasını istemediğimiz
izler
izlere reddiye
gerçeğe reddiye
ağlama krizilerimize reddiye
çaresizliğimize reddiye
sökülen umutlarımı tekrar dikiyorum
kendimi yamıyorum
kendimi yamadığımda çirkin gözükmüyorum
kendimi yamadığım sanıldığında
kendimi yamadığımı sandığımda nakşediyormuşum
dik durduğumu sandığımda yanıldığım
güçlülük oyunu oynarken yanıldığım
zayıflıklarımla dikleştiğim ve
güçlendiğim.

öfke
çaresizlik ve söylenemeyenler
biz hep kafalarımızda konuşuyoruz
öylece çözmeye çalışıyoruz
anlatıyoruz, diyoruz ki baba,
diyoruz ki anne,
diyoruz ki abi!
hep kafamızda.
babalarımıza söyleyemiyoruz
söylememize gerek kalmasın istiyoruz.
hiç istemezdik
kafamızda kavga edip
kafamızda çözüp
ama gerçekte
etimizi koparandır.

sopalar, sinir krizleri, parçalanan
çiğnenen etim.
ben isa değilim
zaten isa ekmek için bu benim etimdir demişti
ama siz, benim etimi, neden ekmek bellediniz?

bu kör ifade çabası
şiire hakaret bu çaba
buna rağmen kusmak için yazma
çaresizlikten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme