3 Nisan 2015 Cuma

bir karınca değil

kül öpmek bazen,
derin bir sessizliğin ardından
iki tatlı sözle avutulmak

dev bir varlığın avucundan ateşe düşmek,
karamelize olmak isterken küllenmek
halbuki biri arp çalsa o an
küller sim gibi görünebilir.

karamel ve külün arafı nedir?
sessizliğin tadı tuz.
karıncalar gibi tek sıra
yüklerimiz çeyreğimiz kadar bile değil.

11 Mart 2015 Çarşamba

bir miktar detone

bütün mermileri tükenmiş askerin savunmasızlığıydın.
iki ters bir düz.
barış tek seçeneğiniz olmasa savaşır mıydın?

bitirmeli misin?
bilmenin eşiğini bile bilmiyorum.
kırıklarından deliliğim sızıyor.
artık saklayamıyorum.
hüzünlü sabahların gölgesi hep boğuyor
geceler yetmezmiş gibi
birbirine bağlı olmak zorunda değil
hiçbir mısra el ele tutuşmak zorunda değil.
sade kahve gibi yoğun ve güzel.

gün batımları yetmiyor,
sardunyalar seyirde
ve bazı şeyler geldiği gibi gitmiyor.
arkası yarın denilen sonra
trafik kazasıyla sonu anlatılmayan
o hikayenin
ellerini nereye koyacağını bilemeyen mahzun karakteri.

yıldızların görünmediği kentlerde
neyi kaybettiğini ve ne istediğini bilemezsin.
iz bıraktıysan sana ithaf edilir sıradaki
duyurulur sana.

aynaları kır
parçalarında izle kendini.
işte öyle paramparça ve yarım.

sonra küçük bir yürüyüşe çık
kendine sarılmış halde yürü.
kimse kendine sığındığını görmesin.
bundan kimseye bahsetme.

21 Şubat 2015 Cumartesi

bu versusu makarna alır

asla benim mutluluklarıma sahip olamayacaksın dercesine bakmış kadın. bir başkasına değil bana der gibi. hiç tanışmamıza rağmen. biliyorum kalbimizin dili anlaşılmayacak. duvarlar örmüşsün deyip sitem edilecek, gözlerin ıssız denecek. köklerimiz yok bizim, sürükleniyoruz küçük prensin dediği gibi. bağlanamamak aidiyet sorunu hissetmek falan hep başka bir puzzle ait olduğunu düşünürken aslında puzzle olmadığını fark etmek. milyonlarca insan yaşamış ne kadar zor olabilir ki yaşamak diyor iç sesim. ama benim karşılaştığım en büyük güçlük yaşamak. yaşanmıyor ya yaşanmıyor melankoliklik depresiflik değil. hayat bok gibi. sadece makarna güzel.

18 Şubat 2015 Çarşamba

delirmeden

iyisi mi gidelim buralardan
gölgemizin olmadığı yerlere
ben siren seslerine dayanamıyorum
iyice delirmeden gidelim.

https://www.youtube.com/watch?v=2Xda4BUoZ3I

27 Ekim 2014 Pazartesi

gece

geceler;
göremediğim ama özlemini çektiğim
kim varsa, onun mirası,
birbirimize sahip olamamanın acısı.

dem parçaları gibi koyulaştırıyorum
kıvam tutacak mı?
insana vurunca zamanı, daha ne kadar yanacağım?

ateş böceklerini özlüyorum,
o tepedeki mezarlığı,
kokusunu hiç bilmediğim, şimdi muhtemelen
çürümüş o kadını.

elimde bir şey kaldı mı, bakıyorum,
değeri yiten şeyler hep.
ömrünün sonuna gelmiş bir kelebek,
o kadar hazırlık boşa mıydı?
yanlış zaman sorunsalı.

gözlerim yanıyor
ve defterimdeki mürekkep dağıldı.
halbuki gök yok tepemizde.
elzem bir acı değil.
zehir mi sence?

12 Ekim 2014 Pazar

ama keşke denmez

''Birisi, dünden daha çok mektup yazdığımı söyleyebilir mi.. Beni dünden daha az sevdiğini. Yüzünü, geçen yaz denizden çaldığım taşla Tem yoluna çizdim. Omuzlarıma sürdüğüm gül kremini kokladım, tanrıya dua ettim. ''SEN YOKTUN, NİÇİN GELEYİM...'' diyen bir aşk mektubunu anımsadım. ''En son kötülüğün kaldı bende, en son ben sevebilirim seni'' diye biten. Arabamı sağa çekip dikiz aynasında makyaj yaptım.....'' -Umay Umay/Orospu kırmızı

her satırı için sayfalarca bir şeyler karalayabilirim. herkes farklı bir şey alır bazı şeylerden. bende eksikliğimi daha fazla görmeme sebep oluyor. osho'nun öğretisinde insanın bir hiç olduğunu anlamasını sağlayan bir şey var. önce bacaklarının, ardından kollarının, sonra gövdenin ve en son başının olmadığını düşünmeni istiyor aşama aşama. bu eksiklik halinde kendimi buluyorum. eksilmek beni dönüştürüyor. yeni şeyler öğreniyorum acıyla eksilirken. dönüşmek istemiyorum. değiştirmek istiyorum. konuşunca daha çok acıtıyorlar. susmak deli ediyor beni. deliriyorum. araftayım, adım atmak cehenneme düşürecek yanmamak için değil ondan acıtacak şeyler duymayı kaldıramayacağımdan, arafın eşiğinde kıvranıyorum. gün batımı kanlı, son mu bu?

ama keşke denmez

6 Ekim 2014 Pazartesi

Arafta

üşüyen bir yorgan gibi garip
ısıtmak istediğimiz kalp kara delik olmuş.
şimdi tüm şiirler geç kaldı
yine de
küvezdeki bebekler kadar yaralıyız.

hissedilmek yoksunluğundan ölündüğünü bilmezler.
terk edilmiş benzinlikteki
anarşist sloganım şimdi.
sövülmekle sevilmek arası bir yerde
fanusun ve mevsimlerin dışında.