ne kadar itina gösterilir
seçilirken içimden
bir şarkı çalmaz
ben ahu gibi bakamam
sevgiyle dinlenilmez artık
o köprü güzel adımlanmaz artık
diğer uca baktığında içi tatlılıkla burulmaz
masala meylettim
niyet edilse anlatmaya
bu kaba
bu inceliksiz
zarafetin kıymetini bilmeyen
kendimizi işlemeyi unutturan!
isyanla mı olacak
durulsun sular.
12 Eylül 2017 Salı
27 Haziran 2017 Salı
mayası araftan olanın?
yollarda imgeler paçama yapıştı. düz bir cümle kurdurmadılar beynimi kemirirken. kanımda birikip, büyüyüp, damarlarımdan taşmak istedi. sahil, yıldızlar, dostluk ve aşkları; onların. ve bir kafanın içindeki tüm saldırgan soruların kısa bir süre susması. ama iğdiş etmesi başka bir elin. iğdiş
itina ile kanat
geriye baktıkça görebileceğim kadar
derine işlesin
ince ince
şefkatle bakabilmem için geçmişe.
efkardan uzak
kaldırım taşına oturduğun bir akşam
mesafe kalmamışken hiç
çehren belki soluk
kıyısındasın belki bir ayrımın
neticede sen bir yolcusun
ne zaman ulaşacağını bilmeden
nasıl diye sormadan
noktasız, hesapsız sadece onu arayarak
kurtulamadan o ellerini kıran tutkudan
bilmek için delice çabaladığın tek şey için
yalnız yürürken hücum eden, ama canını acıtmadan.
seni hiziplere bölüp yine sana düşüren.
belki de huzur uzakta değil. babamın secdeye varan alnındaki o teslimiyet.. bir farkımız da yok ki! ben her şeye mukavemet ettim sadece. ama Tanrı'ya değil. "o her zaman ve her yerde var." bana bakıyor, görüyor, izliyor. sevincimi, neşemi ve hüznümü. kendimi mayalayışımı ve baltalayışımı.
yakarışımı.
bunlar kayda geçerken bu çalıyordu.
itina ile kanat
geriye baktıkça görebileceğim kadar
derine işlesin
ince ince
şefkatle bakabilmem için geçmişe.
efkardan uzak
kaldırım taşına oturduğun bir akşam
mesafe kalmamışken hiç
çehren belki soluk
kıyısındasın belki bir ayrımın
neticede sen bir yolcusun
ne zaman ulaşacağını bilmeden
nasıl diye sormadan
noktasız, hesapsız sadece onu arayarak
kurtulamadan o ellerini kıran tutkudan
bilmek için delice çabaladığın tek şey için
yalnız yürürken hücum eden, ama canını acıtmadan.
seni hiziplere bölüp yine sana düşüren.
belki de huzur uzakta değil. babamın secdeye varan alnındaki o teslimiyet.. bir farkımız da yok ki! ben her şeye mukavemet ettim sadece. ama Tanrı'ya değil. "o her zaman ve her yerde var." bana bakıyor, görüyor, izliyor. sevincimi, neşemi ve hüznümü. kendimi mayalayışımı ve baltalayışımı.
yakarışımı.
bunlar kayda geçerken bu çalıyordu.
30 Mart 2017 Perşembe
29 Ocak 2017 Pazar
gecede yakalanırsın yağmura
kendine çarpa çarpa kanadığın.
yosunlu yaraların filizlendi
usulca sök ve tuzla
o izi hatırla
göğe bak
küfretmeden bulutlara
yıldızlar sen göremesen de orada
söndür kendini
kurtul sanrılarından
ve tutuşturma bir daha
sabahı var gecenin.
kendine çarpa çarpa kanadığın.
yosunlu yaraların filizlendi
usulca sök ve tuzla
o izi hatırla
göğe bak
küfretmeden bulutlara
yıldızlar sen göremesen de orada
söndür kendini
kurtul sanrılarından
ve tutuşturma bir daha
sabahı var gecenin.
1 Ocak 2017 Pazar
bir gün
yakılan cesetlerle
umutsuz aşıkların birleşimi
olanca acılarına rağmen
çığlık atamamalarıdır.
bitecek bu da.
bir gün.
umutsuz aşıkların birleşimi
olanca acılarına rağmen
çığlık atamamalarıdır.
bitecek bu da.
bir gün.
24 Kasım 2016 Perşembe
benim yarelerim hala tuzum diyor.
oluk oluk kanıyorum
tastamam bir yarayım artık,
tırnakların hiç eksik olmuyor üzerimden.
ne ellerinin tuzu, ne gözyaşlarım
iyileşmeme izin vermiyor.
düşen hep ben oluyorum
bir umut kalkıp daha sert.
ben yaşamayı hiç anlamadım,
hiç de sevmedim,
benim için tek bir şey yapsaydınız
biraz, çok değil
gerçekten sevebilseydiniz.
oluk oluk kanıyorum
tastamam bir yarayım artık,
tırnakların hiç eksik olmuyor üzerimden.
ne ellerinin tuzu, ne gözyaşlarım
iyileşmeme izin vermiyor.
düşen hep ben oluyorum
bir umut kalkıp daha sert.
ben yaşamayı hiç anlamadım,
hiç de sevmedim,
benim için tek bir şey yapsaydınız
biraz, çok değil
gerçekten sevebilseydiniz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)