30 Mart 2017 Perşembe

belki de çok uzaklara gidecektin
biraz daha uçabilseydin
yandın
yanık kanatlar seni taşıyamaz artık.

29 Ocak 2017 Pazar

gecede yakalanırsın yağmura
kendine çarpa çarpa kanadığın.
yosunlu yaraların filizlendi
usulca sök ve tuzla
o izi hatırla

göğe bak
küfretmeden bulutlara
yıldızlar sen göremesen de orada
söndür kendini
kurtul sanrılarından
ve tutuşturma bir daha
sabahı var gecenin.

1 Ocak 2017 Pazar

bir gün

yakılan cesetlerle
umutsuz aşıkların birleşimi
olanca acılarına rağmen
çığlık atamamalarıdır.

bitecek bu da.
bir gün.

24 Kasım 2016 Perşembe

benim yarelerim hala tuzum diyor.
oluk oluk kanıyorum
tastamam bir yarayım artık,
tırnakların hiç eksik olmuyor üzerimden.
ne ellerinin tuzu, ne gözyaşlarım
iyileşmeme izin vermiyor.
düşen hep ben oluyorum
bir umut kalkıp daha sert.

ben yaşamayı hiç anlamadım,
hiç de sevmedim,
benim için tek bir şey yapsaydınız
biraz, çok değil
gerçekten sevebilseydiniz.

10 Kasım 2016 Perşembe

neden kanamış
neden kabuk bağlamış?
ellerimle söküp
dudaklarına uzattığım için belki

ne önemi var
ben görünür olmayı bilmiyorum.

10 Ekim 2016 Pazartesi

gülüşün bir gümüş papatyadır

ve evet nasıl da dökülüyor
virane bir evin
yıpranmış sıvası gibi bedenim, ellerine
papatyaya boğulmak,
boğulan papatyalarla, boğulmak
öldürerek dem almak mutluluğa
kıskandığımdan mı?
benliğimin eşiğinin ötesini
böyle boğmak kurtarır mı beni?
hayır ben senin diriliğinde hayat bulmayı tercih ederim.

6 Ekim 2016 Perşembe

dokunma bu bir cinnettir!

dikenli tarlalarda
semerinden boşanmış at misali
koşturup yara bere içinde kalmalıyım
çünkü sen benim çölümün yağmuru değilsin
çünkü çoktan bitmiş bir hayat bu
ve yaralarımız üflemekle sızısı
azalacak gibi değil.