göğe bak sık sık
bakışların sinsin
hissedebileyim
ve rüyanda beni gör dediğimde
tanrı'm kabul et de
çünkü bu bir duadır.
25 Haziran 2015 Perşembe
11 Haziran 2015 Perşembe
kırpık; çünkü ağırdan
henüz seninle dinlemedik bunu
ama sana yazılmış gibi
dağınıklığıma aldırmıyorsun
ben kabul görmeye alışkın değilim.
maskelerden azade, duygusal çıplaklık
ve akşam serinliğinde sevmek
ölçüsüz, hecesiz bu satırlar
tadı tuzu sensin halbuki
-ama ''seni yerlerde göklerde bulamazlarken
bende gizli olduğunu sezenler olmuş.''
acıbadem kişi olmaya razıyım
bende kalsın.
bir şarkı tutturmak gibi
bir köşede gözlerini kapatıp beklemek gibi
şiirin nesre benzemesi en çok da
paranteze gerek yok, bilinmekte.
belki şiir olamayacak kadar öznel bu satırlar
zemin hazırlayamadığım cümleler var
salıncak kuramamak gibi bir çocuğa
cümleler hayal kırıklığına uğrar mı?
pat diye söylemelerin insanıyım aslında
bi yere bağlamasak olmaz mı
bi cümle tutulacak olsa bu şiirden
mandallarını çıkarıp onu alsalar
''baş ucumda bir sen varsın bir de evren.''
bu kadar kalana kadar elekten geçsek?
7 Haziran 2015 Pazar
izmarit bile
söndürülmüş de olsa mutludur
ruj izli izmarit.
kırmızı yahut pembe bir neşesi vardır hep
neşesi kendisine mi mahsustur sadece?
kederle mi içilmiştir?
yoksa rutin bir nikotin krizi midir?
çok da önemli değil sanırım
sonuçta izmarit kadının iziyle güzeldir.
ruj izli izmarit.
kırmızı yahut pembe bir neşesi vardır hep
neşesi kendisine mi mahsustur sadece?
kederle mi içilmiştir?
yoksa rutin bir nikotin krizi midir?
çok da önemli değil sanırım
sonuçta izmarit kadının iziyle güzeldir.
27 Mayıs 2015 Çarşamba
17 Mayıs 2015 Pazar
kuşlar hayal kırıklığına uğratılmaz
aklıma geldiğinde
düşüncelerim şiirselleşiyor
ben uzanmışım göğe bakıyorum,
yapraklardan bir çerçeve var
bulutlar kuşlar doluyor içine
sonra sadece mavi.
sadece maviyken korkuyorum
o mavi basbayağı sana dönüşüyor
istiyorum ki kuşlar gelsin
çünkü kuşlar hayal kırıklığına uğratılmaz
8 Mayıs 2015 Cuma
ölmekle ölememek arası bir geceden
'bir ihtimal daha var
o da ölmek mi dersin.'
dün ilk defa bu kadar yakın hissettim.
sabah keskinliğine imrendiğim bıçağı
sadece izlemekle yetinmiştim.
gece ağrılarımı karanlığıyla gizleyemedi
o halde ölmekten korktum
çırpınacaktım nefesim çekilirken
o odada öyle yalnız
ve kimse ölümden koruyamaz kimseyi
bu bir şiir değil.
benim asıl korktuğum ölüm de değil
o kadar çaresiz hissetmek.
ama nefret güçlü hissettiriyormuş
bunu öğrendim bugün
geç kalınmış öğretilerden.
halbuki kırılan insanlara ilk bu öğretilmeli.
kendini tekrar ederken önceki kırgınlıklarınca
tekrar tekrar kesilebiliyor.
ben artık bıçak olmak...
şiir olmak için fazla yalın, nesir olmak için çok yorgun.geceye.
o da ölmek mi dersin.'
dün ilk defa bu kadar yakın hissettim.
sabah keskinliğine imrendiğim bıçağı
sadece izlemekle yetinmiştim.
gece ağrılarımı karanlığıyla gizleyemedi
o halde ölmekten korktum
çırpınacaktım nefesim çekilirken
o odada öyle yalnız
ve kimse ölümden koruyamaz kimseyi
bu bir şiir değil.
benim asıl korktuğum ölüm de değil
o kadar çaresiz hissetmek.
ama nefret güçlü hissettiriyormuş
bunu öğrendim bugün
geç kalınmış öğretilerden.
halbuki kırılan insanlara ilk bu öğretilmeli.
kendini tekrar ederken önceki kırgınlıklarınca
tekrar tekrar kesilebiliyor.
ben artık bıçak olmak...
şiir olmak için fazla yalın, nesir olmak için çok yorgun.geceye.
5 Mayıs 2015 Salı
çölün gözyaşı
bir kulağının arkası kalsın kesilmedik
orayı ben keseceğim.
saati kırkıncı yaşıma kur
toprak olmazsam geleceğim
uğulduyor başım
artık ne olursa olsun diyemiyorum
yoksun
benim bir piramitim yok
öldükten sonra tanrıların savaşına katılamayacağım
zaten benim kulum da yok
yağmur duasındayım
ama her yerde cam kırıkları var
tanrım yanlış anladın
ben..
çöl yalnız değil
bekliyor kumlar.
bekleyişleri boşuna değil.
yaralı ve tuz basacak yarasına göreceksiniz.
belki de bin derdim var bin dermana değişmem
türevinden bir derdi var çölün.
göğün mavi gözleri çöle ağlayamayacak kadar üzgün
çöl içine ağlıyor
yoksa çölde suyun ne işi olabilir?
yılanlar biliyor,
tıpkı gök gibi.
son perde çok kanlı olacak
yağmurluğunu giy.
orayı ben keseceğim.
saati kırkıncı yaşıma kur
toprak olmazsam geleceğim
uğulduyor başım
artık ne olursa olsun diyemiyorum
yoksun
benim bir piramitim yok
öldükten sonra tanrıların savaşına katılamayacağım
zaten benim kulum da yok
yağmur duasındayım
ama her yerde cam kırıkları var
tanrım yanlış anladın
ben..
çöl yalnız değil
bekliyor kumlar.
bekleyişleri boşuna değil.
yaralı ve tuz basacak yarasına göreceksiniz.
belki de bin derdim var bin dermana değişmem
türevinden bir derdi var çölün.
göğün mavi gözleri çöle ağlayamayacak kadar üzgün
çöl içine ağlıyor
yoksa çölde suyun ne işi olabilir?
yılanlar biliyor,
tıpkı gök gibi.
son perde çok kanlı olacak
yağmurluğunu giy.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)