13 Mart 2022 Pazar

Bir şeyler

Kimdi benim cancağızım
Dilimin ucundan dudağıma gelip de
Oracıkta kırılıverdi kelime
Eski bir rüzgar esti yıkık bahçelere
Örselenmiş plastik poşetler gibi çaresiz
Çuvaldızı iş makinasına işlemez devedikeninin
Adaptasyon geliştiremeden yok oluyoruz.
Gölgeler ve çarpık hayaller yaşıyor bazen
Ekseriyetle de mecburiyetler bir ömür tutuyor.
Rıhtımda bir kıvılcım bile yok
Gemiler bize bekleneni getirmiyor.

6 Mart 2022 Pazar

Belki bir parça

Yüzümde anlamı karşılığını yitirmiş bir ifadeyle sokağa girdim.
İşte oradaydı penceren
Sardunyalardan tanıdım, seversin sen
Ağaçlarını kaybeden şehrin saksı çiçekleriyle avunanı
Bilirsin sardunyaların düşündeki meşe gölgesi hayalini. 
Yitik bir arzuyu
Kanında yeni bir kavgayı tetikler bu.
Kulelerin yaklaştığını görürsün.
Koruyu kollayacak surlar yok
Çam kozalağı komitesi kendini korumaktan aciz.

10 Şubat 2022 Perşembe

Hayata aşk

Boynu bükük mumun, fitili alevi taşıdığından.
Bizim bu içimizden umut taşar,
Sokak lambaları bizden yana.
Kavgamız hiçbir zaman hayatla olmadı
Cengimiz hayatımıza gölge düşürenledir.


13 Ocak 2022 Perşembe

Sinik Sokağı Sakinleri

Sular karardı.
Kaç İsa gerekir dünyayı kurtarmaya?
Çatlak seslerin uğultusu
Kubbeye saklanan testilerle büyüyor büyüyor
Evinde özünden hiçbir şey yok
Sokak mesafeli
Ocak için bile fazla soğuk
Öyle ki tekinsiz öznesi ben oluyorum
Kilimler serip çay içseydik
Bu nefretin kılıcı sonsuz keskin
Ellerin de düşüyor tabi şair diyor ben değil
Kendine Küçük diyen şanlı İskender
Fetihler yapamadın diye mi?
Fethin ederinin olmadığı zamanda.
Bizim payımıza sinmek mi düştü
Kapıları dost olmayan bir sokağa açılan basık evlerde
Jilet yoğurunca ellerinin kesilmesi tesadüfmüş gibi
Çuvaldıza teli geçiriyorum -zorba
Etimi yeni keskilere hazırlıyorum
Bitmeyen bir kaşıntı
Çağdansa
Dikenler kusuyorum
Öksürüklerim menekşene kandan peçeler yapıyor
Ya kavga etmeyi bıraksaydık?
Maazallah güzel olabilirdi 
Geri alınamayacak şeylerden biri bu
Biri İstanbul.

8 Aralık 2021 Çarşamba

Monolog Yahut Diyalog: Gözlemler ve İç Döküş

kadehimi ân'a kaldırıyorum
ne çok imkan ve ne çok imkansızlık
kaosun karanlığının içinde
ışıl ışıl ruhumuzu saran parıltılı duygular
-yine de tek birine tutunma,
hayat bir ağaç
inatla bir dala adanma
çünkü ıskalıyor ya da işgal ediyor olabilirsin
amazon karıncaları gibi-
bazense şehrin yıkıntılarında
toza dönmüş evini aramak gibi
artık o kadar zor değil
ama sanırım mesele zor olmaması değil
söylemek istediğim
hikayede yeri kaplayan zorluklar değildi
bizdik
i n s a n l a r
kendini gerçekleştirmesi gerekir
bu yüzden döngüler
bu yüzden dibe vuruşlar
bu yüzden aşk
bu yüzden emek
bu yüzden her şey
artık kolay olsa da
yine olmuyorsa
zorun insanın ereği olmasından belki
nezaketen belki dedim tabi bu sarih
eteğime gelip yalvaran insanlara karşı kibar olmam gerekir
bazense küçücük olduğum bir anda tüm gücümle 
daha da ufalmamaya çalışırım.

ne o, ne bu, ne şu
şu an buradayız
burada pek bir şey göremeyebilirsin
yarat o zaman
ama hatırla
insansın
acziyle bilinensin
ol dediğinde olmayacak
ânı emeğinle besle
güzel şeyler zaman ister
neşeni paylaş.
kasveti istemiyorsan
karanlıkların içinden çık
ezilmek istemiyorsan 
bilmeni isterim ki dilinin kemiği yok
istediğin gibi kullanabilirsin

her şey çok güzel değil biliyorum
bahçeye bakıp haline hayıflanarak düzeltemezsin
bir pencerenin önünde ömrünü tüketerek
öylece durarak
bahçeye ya da onu bu hale getirenlere siktirler çekerek
çünkü izliyorsun, öylece
buna ne denir?
çoklukla insan böyledir biliyorum.
dostum bilmeni isterim ki güzel bir bahçe istiyorsan
kollarını sıvaman gerek.
her gün yüzde yüz sevmeyeceksin belki
belki ilk günkü hevesini kaybedeceksin
ama hatırla "hiçbir şey bitmez, sadece değişir."
ve sonunda sallanan sandalyende
dizlerinin üzerinde battaniyenle kuşları dinleyip
çiçeklerin kokusunu içine çekip
ellerini sonsuz maviliğe uzatmış o muhteşem ağacı izleyebilirsin.

birçok yol var
iyi olman için hiç tasarlamadığın
sadece seyircisi olduğun şeyleri yapmak zorunda değilsin.
hadi şimdi benimle dans et.
müziğin ortasında olmasının hiçbir önemi yok
muhteşem zamanlama bir film tekniği
biz çocuk ülkenin insanlarıyız
gecikmeler, aksaklıklar anne babamız gibi
evet şimdi gülümse ve ayağa kalk.


14 Kasım 2021 Pazar

Örselenmiş Eskimiş Çaresiz Bir Öfkenin Çıkışı














Yok pahasına satılmış bir çocukluğun
Tortuları, tortuların üzerine çekilen sıvayı
Pürüz cumhuriyeti üzerine atılan boyayı
Yine de hep birlikte neşeyle okunan trajikomik hayatlarımızın marşlarını
Beceriksizce yontulmuş vücudumuzun çığlığa ihtiyacıyla.

Koparılan ham meyvaların
Toprağa değmeyen çocukları
Siyahında yeşille mavinin debelendiği
Mavi ve yeşiline karabasanları çizmeye kıyamadığım resmin
Olmadığından değil bir kez olsun huzur bulsun diye
Yok, yok, yok 
Kasvet davetsiz ve arsız misafir.

Sakat sevinçler, çolak neşeler
Sarsak üzüntüler, ergen öfkeler
Aniden elimizde tuz buz olan bardak gibi
Avucumuzda kalan sapıyla öyle şaşkın
Elimizde patlayan hayata 
Kaç bahar temizliği gerekir?
Hem nasıl nasıl nasıl nasıl nasıl?!

Hangi çiviyi bulup da sökelim ötekini
Hem hangi birini?
Nasıl güdelim deveyi?
Burada otlağı nerede bulabilirim ki?

Bilmiyorum tanrı çocukluk buhranını aşabilecek mi?

13 Kasım 2021 Cumartesi

Ve ağır ağır bir boşluğun içine
Akar gibi, erir gibi
Gözlerinin ardında koca bir boşluk
Dolmuyor çürüyünceye kadar.