10 Kasım 2016 Perşembe

neden kanamış
neden kabuk bağlamış?
ellerimle söküp
dudaklarına uzattığım için belki

ne önemi var
ben görünür olmayı bilmiyorum.

10 Ekim 2016 Pazartesi

gülüşün bir gümüş papatyadır

ve evet nasıl da dökülüyor
virane bir evin
yıpranmış sıvası gibi bedenim, ellerine
papatyaya boğulmak,
boğulan papatyalarla, boğulmak
öldürerek dem almak mutluluğa
kıskandığımdan mı?
benliğimin eşiğinin ötesini
böyle boğmak kurtarır mı beni?
hayır ben senin diriliğinde hayat bulmayı tercih ederim.

6 Ekim 2016 Perşembe

dokunma bu bir cinnettir!

dikenli tarlalarda
semerinden boşanmış at misali
koşturup yara bere içinde kalmalıyım
çünkü sen benim çölümün yağmuru değilsin
çünkü çoktan bitmiş bir hayat bu
ve yaralarımız üflemekle sızısı
azalacak gibi değil.

9 Eylül 2016 Cuma

neden ulur uzaklarda?

şiirler dinleyerek
şiir yazsam sana
gece, içimde kanarken
bir köpek ulurken uzakta
yapraklar hışırdayarak
hırpalarken kendini
sen neredesin?

bir yıldız gibi titrek
ürperen ama inadına parlayan
semaya mıhlı
hangimiz gök
hangimiz o gökte ışıltılı?
söyle neredesin?

uzaklar affeder mi?
bu deliliği
ne kolay vazgeçilir
bazı reddiyeler çok yersiz
ama söyle neredesin?

24 Ağustos 2016 Çarşamba

her telde ayrı gam
dokundukça acıması bundan

rüzgarla sarsılan bir filiz kisvesinde
başı güneşe uzanmış
yeniden yürüyebilmenin neşesi
şükür ki spartalı değil

birçok kez aynı yerden kesilmiş
kanamamaya başlamış yaralar
öldürmeyen
ve sonra ani bir değişim
tatlı bir meltemle uçuşan etekler

senin yanağından makas alan rüzgar
benim semtime uğramaz ki
ille de bir gitmek türküsü
masanın bacağına bağlayamazsın artık beni

onca sabahlamaya rağmen izlenmeyen
gün doğumları
bunları bir bir telafi etmeli
dengeyi kuramıyorum

6 Ağustos 2016 Cumartesi

sen
onun yarasını gördün
ve üfledin her fırsatta

ama onlar senin gibi değiller
yaralar gösterilmez güzelim
en başta sen kanatırsın açarken
kızma onlara
dağlamaya doyamadılar
gördükleri her yarayı.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

vakit yok
belki son saniyeler
hazırlanamadım
çabalamaya takatim yok