15 Ağustos 2015 Cumartesi

Tanrı'm bu şiiri sana yazıyorum
Sana yazdığımdan gözümdeki yaşların
Toz yüzünden olduğu yalanını söyleyemem
Çünkü ben bu şiiri sana okuyacağım
Hem yalanlar yazıp hem okursam..

Tanrı'm çok mutsuzum
Sebebini sen biliyorsun
Ben ben olduğum için mutsuzum
Tanrı'm yine nefes alamıyorum
Özürle halledilecek şeyler değil
Ve yalvaramıyorum

6 Ağustos 2015 Perşembe

tanrım!

ben kendimin ucunda yüküm
dibe çekiyorum
tanrım ben kendime çelme takıp düşüyorum
sen gülüyorsun!

3 Ağustos 2015 Pazartesi

saat kaç sevgilim?

bazı sabahlar tükenmiş saat gibi yorgun,
yelkovan gibi bir ileri bir geri.
sabit duramayan ama bir yere de varamayan

bizim saatimiz bozulmuş sevgilim
zaman o bozuk saat gibi
ve sen bana ıhlamur kaynatmadın.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

kelimelerin ihtilali diğerlerine nazaran daha kanlı. o hücum esnasında gırtlağımda dönüp duran jiletler gibiler. ve bazı insanların da içinin kan ağlaması bu yüzden sanırım. bir son perde gibi tesellisi olmayan ağrılar. bir çocuğun elinden şekerini aldıysan o şekeri ona geri verene kadar susmayacaktır. çocuklar... çocukların son perdesi, çocukların ağrısı. koca kadınlara, koca kadınlara teselli veriliyor da, ya da kendimizi ikna ediyoruz bir şekilde. ama çocuklar? çok ölüyorlar allahım. öleyazıyorlar çıldırıyorum. ben o ağrıları nasıl teselli edebilirim? ne diyebilirim sana? hangi kelime, hangi cümle hayallerinden vazgeçirebilir seni? hayatın son perdesi ölüm. ya da tanrı sahneyi tümüyle ele alma taraftarı mıdır? peki bir anne nasıl ele alır bu durumu, alabilir mi ya da takati kalmış mıdır acısını dindirememekten bitap düşmüşken çocuğunun? giriftken basit. sebebini soramıyorsun. didem abla'dan öğrendiğim, bir ah'dan başka bir şey diyemeyecek oluşum. ama koyversem sabaha kadar ah diye ağlayacağımı bilseydi böyle der miydi didem abla? perde kapanacak olursa yırtmaya yeltenmeyecek miyiz o perdeleri? bu ne bir sitem ne de isyan tanrı'm yalvarıyorum ne beni ne annesini çıldırtma.

25 Haziran 2015 Perşembe

çünkü

göğe bak sık sık
bakışların sinsin
hissedebileyim
ve rüyanda beni gör dediğimde
tanrı'm kabul et de
çünkü bu bir duadır.

11 Haziran 2015 Perşembe

kırpık; çünkü ağırdan

henüz seninle dinlemedik bunu
ama sana yazılmış gibi
dağınıklığıma aldırmıyorsun
ben kabul görmeye alışkın değilim.
maskelerden azade, duygusal çıplaklık
ve akşam serinliğinde sevmek
ölçüsüz, hecesiz bu satırlar
tadı tuzu sensin halbuki
-ama ''seni yerlerde göklerde bulamazlarken
bende gizli olduğunu sezenler olmuş.''
acıbadem kişi olmaya razıyım
bende kalsın.

bir şarkı tutturmak gibi
bir köşede gözlerini kapatıp beklemek gibi
şiirin nesre benzemesi en çok da
paranteze gerek yok, bilinmekte.
belki şiir olamayacak kadar öznel bu satırlar

zemin hazırlayamadığım cümleler var
salıncak kuramamak gibi bir çocuğa
cümleler hayal kırıklığına uğrar mı?
pat diye söylemelerin insanıyım aslında
bi yere bağlamasak olmaz mı
bi cümle tutulacak olsa bu şiirden
mandallarını çıkarıp onu alsalar
''baş ucumda bir sen varsın bir de evren.''
bu kadar kalana kadar elekten geçsek?

7 Haziran 2015 Pazar

izmarit bile

söndürülmüş de olsa mutludur
ruj izli izmarit.
kırmızı yahut pembe bir neşesi vardır hep
neşesi kendisine mi mahsustur sadece?
kederle mi içilmiştir?
yoksa rutin bir nikotin krizi midir?
çok da önemli değil sanırım
sonuçta izmarit kadının iziyle güzeldir.