27 Aralık 2016 Salı

kendini deve gören pire.

sunturlu yerlerden kurtulmaya çalışarak.
kimsesizliğin ortasında. karanlık bir sokakta birbirini tanımayan üç kadın yürüdük albayım. topuk seslerimiz silindi şimdi. tutunamamışız hiçbirimiz. eve gidip ısınmaya çalışacağım, insan yalnız olduğunda kendisi ısınmaya çalışıyor  albayım. bir çift kol ve sıkıca sarıldığında, kalbinin yanında atan bir kalbin noksanlığıyla nasıl ısınırım bilmiyorum. insan biriyle mutsuzluğu göze alıp yalnız kaldığında fena dağılıyor. bunu, ağlamak için eve gitmeyi beklediğimde anladım. inandığım her şey ve çabaladığım, hepsi bir fiskeyle yıkılan iskambil kağıdından  ev gibi yıkıldı. ben enkaz altında kalmadım bu sefer, enkazla tasvir edemiyorum. enkaz olması için düzen gerekir. kaostan düzen doğmadı velhasıl albayım. kaos beni ezdi. ben olmaktan çok, yok olmaya yüz tutmuş olan beni. biliyordum ama. tutunmamam gerektiğini. ve uyarıldım da bunun için. kendimizi çok büyütüyoruz ve sevgimizi. halbuki anlamış olmam gerekirdi. bu kadar kolay vazgeçilebilirken neyi iyileştirebilecektim sanki. ellerim, kalbim sadece acıyla dolu, kolay kolay sindiremeyeceğim bir acıyla. tutunduğum yerden kırıldım. ne haddimeydi? hayat köpek çekene kadar unutuyoruz bunu, sık sık hatırlamak lazım, ne haddine senin? bir tutunamayan olduğunu unutmanın bedeli bu. ne güzel çarptı ama yüzüme. şimdiyse böyle avare, donuk. "kendimin ucunda öylece kalakaldım." kendim bile kalmadı ki. selim gibi ölmek yakışır şimdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder