28 Ağustos 2013 Çarşamba

Nefessiz Kalınca

Göz pınarlarının kaynağı okyanus olmuş. Ama süzülemiyorlar, cıva gibiler adeta ayrılamıyorlar birbirlerinden. Bir gün akacak olurlarsa durmayacak uzun süre. Korkudan, gururdan değil. Bir şey oldu, ne olduğuna dair hiçbirimizin fikri yok.

Biri boğuyormuş gibi. Küçükken denize sürüklenmişti, yüzme bilmiyordu ve boğulmak üzereydi. Sonrası karanlık, bir o an bir de kumda sürüklenirken bıraktığı tırnak izleri.

Uzun süredir o gün hissettiğim gibi hissediyorum. Zorla sürükleniyormuşum gibi. Bacaklarımdan tutup sürüklediği için ayaklanıp dengemi sağlayamamıştım. Sonra ne oldu da bıraktı beni bilmiyorum. Ama bir umut şimdi de bırakılırım gibisinden bir his var içimde. Bu sefer çırpınabiliyorum, faydası yok halbuki. Yapılabilecek bir şey yok. Hafifletilebilir sadece.

Zor. Katilden bahçıvan yapmışlar. Bahar dallarını buduyor. Filizlere, tomurcuklara.. Ne hakla sürükleniyoruz? Su her zerreye dolup nefessiz bırakıyor. Önümüz, arkamız, sağımız, solumuz sobe itaat etmeyen ölü, öteki. Bu sefer kurtarıcı yok. Ciğerlerin ne kadar sağlamsa o kadar ömrün var. Hayır onların izin verdiği müddet aslında.
Korkuyorlar sahiplerinden. Uysal olmazlarsa kovulacaklar sırça köşklerinden. Bu kadar kanın, budanan dalların, sansürlenen fikirlerin, tek tipleştirilen insanların sebebi o.

Hiçbir beyazı temiz bırakmadılar. Öyle ki masumiyet karşılığı olmayan bir kavram oldu.

Kavram farklılığı mı, önceliklerin sırası mı bilmiyorum. İnsan önemlidir. Aksi olsa Allah bizleri yaratıp binlerce yıl bizimle uğraşmazdı. Bu köpekler, Firavunlaşmış olduklarından sömürdüklerini, tırtıkladıklarını mezara götürebileceklerini sanıyorlar. Kolaydı öyle. Adamı öldürürler de götüne pamuk yerine pamuk tarlasını tıkarlar. Vakti var, sabır.

http://tinyurl.com/6p2o7yd

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder